11 ay önce | Okunma Sayısı : 360
Fotoğraf: AA
Mustafa Alp Dağıstanlı
Dünyanın çapı en büyük doğu ladini (Picea orientalis) Murgul Kabaca vadisinde bulundu. Bin yaşında olduğu tahmin edilen ladinin çevresi 6,7, çapı 2,2, boyu da 25 metre. Bu yüce kayını ağaçlandırma çalışmalarında ormancılar farkedip Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Aydın Tüfekçioğlu’na haber vermiş.
Anadolu Ajansı'ndan İlyas Kaçar'ın haberine göre, ağaca ulaşmak kolay olmamış, araba yolu yok, son 50 metreyi de orman gülü çalılıklarının üstünde yürümek gerekmiş. Tüfekçioğlu ağacın tepesinde hafif bir kuruma saptamış. Zarar vermek istemedikleri için ağacın yaşını tahminen söyleyebiliyor Tüfekçioğlu ve ekibi. Bölgede kesilen yaşlı doğu ladinlerinin çaplarına ve yörenin ekolojik koşullarına bakarak 1000 yaşında olduğunu tahmin ediyorlar.
Şimdiye kadar bilinen en kalın gövdeli doğu ladini 1,45 metre çapıyla Britanya'daydı. En boylu ladin ise Gümüşhane Örümcek ormanlarında: 63 metre.
Böyle büyük ağaçlar rekor kırmaktan daha önemli ve yararlı işler görüyor. Tüfekçioğlu, 1000 yaşındaki bir ağacın küresel iklim değişikliği ya da başka çevresel değişiklikler hakkında bilgi verebileceğini söylüyor, halka genişliklerinin yılın/dönemin iklimiyle ilişkili olduğunu hatırlatıyor.
Ladinler iklim değişikliği nedeniyle bölgede zorlanacak türler arasında görülüyor. Tüfekçioğlu, "Genetik olarak üstün olan bu ağaçlardan aşı veya tohumla yeni bireyler üretmemiz ekolojik açıdan çok büyük önem arz ediyor" diyor.
Bu doğu ladini tescillenip korumaya alınacak.
"Kabaca vadisi anıt ağaçlar bakımından zengin bir yer" diyor Tüfekçioğlu. "Dünyanın en büyük çaplı doğu kayını (çapı 3,1 metre) ve üçüncü en büyük çaplı porsuk ağacı da (çapı 3,6 metre) bu yörede."
Kabaca vadisinde ladinleri ve orman varlığını zorlayan tek etken iklim değişikliği değil. Vadiye çakılan üç HES büyük tahribat yarattı. HES yapmak için açılan yollar, yol açarken çıkarılan toprağın ortalığa saçılması... HES'ler yaylalardan inen suları hortumladı, Kabaca deresi de ipe döndü. Artvin'in tamamında olduğu gibi bu vadideki orman kesimini de saymak gerekir.

2014'te çekilen bu fotoğraf Kabaca vadisinde bir yol ayrımıyla birlikte doğa yıkımının nedenlerini de gösteriyor. Fotoğraf: Sinan Erensü
Bu vadi bir zamanlar balıyla da değerliydi -- Anzer'le yarışacak nitelikte, güzellikte balıyla. 2006'da gittiğimde Muhammet Yaşar'la, Nazım Kumaş'la tanışmıştım. Beni Eğrisu yaylasına çıkarmışlar, ulu ağaçların üstündeki karakovanları göstermişler, yaylada bal yedirmişlerdi. Onbeş kilo balla İstanbul'a dönmüş, eşe dosta dağıtmıştım. Birkaç yıl önce, sonsuz güvendiğim Muhammet'i aradım yine, bal alacaktım (bal sadece güvendiğiniz birinden alınır), "Bıraktım" dedi. Nazım da bırakıp Antalya'ya göçmüş.
"Neden" diye sordum tabii.
İşte HES'ti, yoldu, tozdu, Cengiz Holding'in madeniydi ... hepsi hem kaliteyi hem rekolteyi düşürmüş. Cengiz Holding madenin atık havuzundaki suyu pompalarla Kabaca deresine boşalttı yıllarca. Birkaç yıl önceki sel de katı ya da sıvı madenin tüm atığını olduğu gibi Kabaca'ya taşıdı.
Bugün tekrar konuştum Muhammet'le, "O gür, o temiz sular orada olmadığı sürece bal olmaz, iyi bal olmaz" dedi, HES'leri hatırlatıp.
Arının zorlandığı yerde bütün bitkiler, bütün bir yaşam zorlanıyor demektir. Bir yandan ağaçların yaşama ortamını tahrip et, bir yandan da ağaçlandırmaya giriş. Bazı insanları belki, ama ağaçları ve arıları kandıramazsınız.