9 ay önce | Okunma Sayısı : 249
Nazlı Demet Uyanık
Doğu Karadeniz'in kasabalarında güzellik namına neredeyse hiçbir şey kalmadı, kentlere bakınca güzellik peşinde birilerinin olduğunu düşünmek de imkansız, ama var güzel insanlar, güzellikler yaratmak için çabalayan güzel insanlar. Ardeşen Mahfili'nde işte böyle insanlarla tanıştım geçen hafta.
Geçen yıl koroda söyleyecekleri bir şarkıya dansla eşlik etmemi rica eden İmdat Ayata Lamazaşi, Ekim'de yine aradı. Bu sefer dans için değil, kitabım Şanu etrafında derinlemesine bir sohbet içindi.
Kendimi ifade edememek, bir yazar olarak henüz yeterli olmadığımı bilmek, hak edilmemiş övgüler almak ödümü kopartsa da kabul ettim. Arhavi'den iki arkadaşımla beraber akşam 19.00 sularında vardık Mahfil’e.
O ne karşılama, o ne ağırlama! En az yirmi kişi vardı, tanışma koklaşma faslı sürerken sayı daha da arttı. Kendini çeşitli konularda yetiştirmiş, birbirinden çok farklı ama gönülleri iyilikte ve sanatta buluşmuş harika insanların arasına düştük. Çaylar, tatlılar, ikramlar…
Lazca üstüne uzun uzun sohbet ettik. Doğaya ettiklerimizi konuştuk, insanlara, hayvanlara…. Alıntılarla, yer yer eleştirilerle kitabımın altını üstüne getirdik. Benim için en unutulmaz anlardan biri Zeynep Ayata’nın sözleriydi:
“Seni dinleyene kadar etrafımda olup bitene çok dikkat etmezdim. Memleketimde yaşananlara daha çok kulak kesilmeye başladım artık.”
Herkes Zeynep Abla gibi yaşadığı yere daha fazla dikkat kesilebilse…
Bir ara ihtiyaçlarımı doğru yer ve zamanda giderme beceriksizliğim yüzünden söyleşiye ara vermek zorunda kaldık. Mahfil'de tanıştığım yazar arkadaşım Songül Önder beni yakındaki bir kafeye götürdü, sağolsun. O kısa yolculukta onu biraz tanıma şansım oldu.
Geçirdiği ağır hastalıktan sonra adeta yeniden doğmuş, kendini yeniden var etmiş Songül. Mahfil’in hem kurucularından hem taşıyıcılarından. Yazarak hayata tutunmuş, iki roman yazmış, yenisi de yolda. Bunları tüm engellere karşı başarmak, bu sırada iki çocuk büyütebilmek herkesin harcı değil.
Gönüllü bir grup Mahfil. Nisan 2024’te kurulmuş. Ama bir buçuk senede başardıkları, gönüllülüğün sınırlarını fazlasıyla aşmış.
Neler mi yapıyorlar? Mesela, yürüme engeli olan bir insanın ameliyatı için 850 bin TL gibi dehşet bir tutarı toplayabilmişler. Ameliyat sırasında da, sonrasında da yanında olmuşlar. Kol kanat gerdikleri insan şimdi fizik tedaviye devam ediyor ve yürüme ihtimali çok yüksek. Bir insanı adımlarına kavuşturmaktan daha büyük bir mutluluk düşünemiyorum.
Çocukların, genç kızların, yaşlıların, hayvanların yanındalar. Herkesin uzmanlığından faydalanmak için atölyeler kuruyorlar. Yerel kültürün yaşaması için dergi çıkarıyor, festivaller düzenliyorlar.
Koro kurmuşlar, Lazca şarkılar söylüyorlar. O akşam söyleşiden sonra bizi de Serdar Köseoğlu’nun sazı eşliğinde Lazca şarkılarla uğurladılar. Bizim için unutulmaz bir akşam oldu.
Arhavi’ye dönerken arabada Mahfil’i konuşmaktan alamadık kendimizi. Izdırap çeken bir bölgede ve ülkede, başkalarının hayatını biraz olsun kolaylaştırmak, sanatla iyileştirmek ve dönüştürmek için çabalayan insanların olması umutlarımızı yeşertti.
Bir grup insanın bir amaç uğruna biraraya geldiğinde neler başarabileceğini bir kez daha gösterdi bize. Ve tabii, bir kişinin bile çok büyük fark yaratabileceğini de. Ardeşen Mahfili, Doğu Karadeniz’in koyu karanlığı içinde parlayan bir ışık. O akşam bizi de aydınlattı, ısıttı. Arhavi’den Ardeşen’e sohbetimiz, dostluğumuz ve dayanışmamız hep büyüsün. Işığınıza kuvvet.